Yazar: Doç. Dr. Eren KARAKOÇ[1] Germenler
Antik Dünyanın en güçlüsü olan Roma İmparatorluğu’nu bile etkileyen, kimi zaman korkutan güçlü kavimler bulunmaktaydı. Bunlar, kültürlerinin her alanına işleyen savaşçılık özellikleriyle ve üstün fiziksel yapılarıyla Roma’nın organize ve kalabalık ordularına güçlük çıkarmış, kimi zaman da bunları dize getirmiştir. Yunan ve Romalıların önde gelen antik yazarları bu halklar hakkında çok ayrıntılı bilgiler sunmuşlardır. Bu halklar Germen, Galyalı ve Trakyanın önde gelen savaşçı halkları ile Antik Dünyada Çin’den Ukrayna bozkırlarına kadar hüküm sürmüş, dize gelmeyen İskit ve sonraki Sarmat Türkleriydi.
“Barbar” Germenler

Makalemizin bu bölümünde, savaşçı halklardan biri olan Germenleri işleyeceğiz. Germenlerin tümü hakkında antik Roma yazarlarının eserlerinde var olan klişelerin ve önyargıların incelenmesi, bu kavmin özelliklerinin daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır. Fakat bu yazarların her biri, kendi siyasi, ahlaki ve edebî amaçları için Germenlerin farklı niteliklerini vurguladığından dolayı bu kavim hakkındaki önyargılar ve klişeler hep dar bir çerçevede, yani bunların en sert barbarlar olduklarıyla sınırlı kalmıştır.
Germenler (ya da Germani), Romalı düşünüşünde özel bir yere sahiptir. Ayrıca Grek (Yunan) ve Romalı düşüncesinde var olan Keltler/Galyalılar ile Germenler arasındaki farklar modern bilim adamları arasında tartışma konusu olmuştur. Bunlardan bazıları, M.Ö. 70’li ya da 60’lı yıllarda yazan Posidonius’un Germenleri ayrı bir grup olarak gören ilk kişi olduğunu savunmuştur.[2]
Augustus döneminden itibaren Roma yazarları, onları sınıflandırmak için ideolojik düşüncelerle yönlendirilmiş olarak Cimbri’yi de her zaman Germen halkı olarak görmüşlerdir.[3] Caesar’ın, M.Ö. 50’lerde yazdığı Galya Savaşı yorumlarındaki Germenler hakkındaki metni, Cimbri’yi Germen halkı olarak tanımlayan en eski kaynak olmasına rağmen,[4] M.Ö. 2. yüzyılın sonlarında ya da M.S. 1. yüzyılın başlarında yazılan Marius’un kayıp eserleri ile M.S. 2. yüzyılın başlarında yazılan Plutarkhos’un eseri olan Marius’un Yaşamı, Germenleri farklı bir halk olarak gören ilk Roma etnoğrafik eserleri olabilir.[5]
Germen Kavimleri
Plutarkhos, Germen kavimleri hakkında daha geniş bir bir bakış açısı sunmuştur:
“…Dahası, cesaretleri ve hiddetleri onları daha da durdurulamaz hale getirdi ve savaşa ateşli bir sürat ve kudretle girdiler. Böylece onların saldırısı karşısında kimse ayakta kalamadı. Öte yandan yollarına çıkabilen herkes, onların avı ve ganimeti oldu ve Alp Ötesindeki Galya’yı korumak için var olan güçlü komutanlarıyla birlikte çok sayıda büyük Roma ordusu, şereften yoksun bir şekilde yok edildi…”[6]
Cesaret ve askeri başarı üzerine yapılan bu vurgu, eğer nihai olarak Marius’un çalışmalarından yararlanılmışsa, sonraki Germen betimlemelerini de büyük oranda şekillendirmiştir. Caesar’ın Galya Savaşı yorumlarındaki Germenler ile ilgili betimlemeleri, Roma düşünüşünde ilk defa Germenlerin birçok halktan oluşan büyük bir etnik kimlik olarak algılanması hakkındaki ilk görüşleri ortaya koymaktadır.[7]
Caesar’ın, Germenler hakkındaki düşünceleri, kısmen yabancı halkları düzene dahil etmek ve yeniden yapılandırmak arzusuyla şekillenmiştir. Araştırmacı Krebs, Germenia’nın kuzeyindeki halklar hakkındaki Roma düşünüşünü, Said’in Felsefi açıklaması olan “batılı” ve “doğulu” ayrımı ile doğu üzerinde batı tarzında egemenlik kurma, sömürme ve yeniden yapılandırma olgusuna dayandırmaktadır.[8] Sonuç olarak Romalıların Germen betimlemeleri, önceki Grek-Roma Düşünüşünde yer alan Kelt/Galya ve İskitlerin nasıl göründükleri ve davranışları hakkında yapılan araştırma geleneklerinden etkilenerek yapılmıştır.[9]

Caesar’ın Galya Seferindeki Germenler
Caesar’ın, Galya Seferi’ni haklı çıkarmadaki siyasi nedenleri, yaptığı Germen tasvirlerinin asıl sebebidir. Daha önceki geleneklerden uyarlanarak ortaya koyduğu Germen imgesi, önemli derecede kalıcı bir güce sahip olmuştur. Birinci kitabında Germenleri vahşi ve barbar (feri ac barbari) olarak adlandırmış, Cimbri ve Teutonilerin daha önceki zamanlarda yaptığı gibi İtalya’yı kolayca istila edebileceklerini söylemiştir. Bu sayede Caesar, kendini, bu halkları yenerek İtalya’yı koruyan Marius’un halefi olarak göstermiş oluyordu.[10]
Galyalılar ve tüccarların yaydığı, Germenlerin muazzam kalabalıklığı, şaşırtıcı cesaretleri, muhteşem askeri eğitimleri ve savaştaki vahşilikleri hakkındaki söylentiler, Caesar’ın askerleri arasında büyük korkuya neden olmuştur.[11] Caesar, Germenlerin süvari ve piyade olarak güçlü taktiklere sahip olduklarını bilmesine rağmen, ürkek askerlerini sakinleştirmiştir.[12]
Caesar’ın kitabında Germen Suebi halkının kralı Ariovistus’un, Germen kahramanlığı, yenilmezliği ve askeri eğitiminden övündüğünden bahsedilir.[13] Ancak Caesar’a göre Ariovistus, tipik bir barbar değildi. Eserdeki bu betimlemelerinde ortaya koyduğu üzere tecrübeye ve stratejik düşünüşe sahip olan Caesar, Galyalıları yenmek için sadece halkının cesaretini kullanmaktan çok, stratejiyi ve geçmişteki Roma politikasını uygulamıştır.[14]

Caesar’ın, M.Ö. 55 yılında Ren’i geçen Germen Usipetes ve Tencteri kabilelerinden olan büyükelçiler ile görüşmeleri, ona Germenler hakkındaki klişeler ve önyargıları yayma fırsatı da vermiştir. Caesar’a göre Germen büyükelçileri, geri çekilme veya kaçmayı kesinlikle kabul etmemekte ve cesaretlerini bir gelenek olarak sürdürmekteydiler.[15] Büyükelçileri her ne kadar hala Caesar ile görüşmeler yapmış olsa da, Germenler, onlardan çok daha üstün sayıda olan bir Roma süvari birliğine saldırmış; buna rağmen Germenler kazanmıştır.[16]
Aralarındaki tekrarlanmış müzakereleri yazan Caesar, Germenleri “ihanet ve hilekârlık”la (et perfidia et simulatione) birlikte karakterize etmiştir.[17] Bu açıklamasıyla saldırısının haklılığını ispatlamaya çalışan Caesar, sonrasında Germen elçilerini hapsederek kamplarına saldırmış, kadın ve çocukları köle yapmış, erkeklerin çoğunu katletmiş ve geri kalanları mahkûm ya da belki askeri birlikler olarak kabul etmiştir.[18] Cato’nun, ateşkesin ihlali karşılığında, Caesar’ın Germenlere teslim edilmesini istediği örneğinde olduğu gibi, Romalılar’ın bir kısmı da Caesar’ın davranışlarını onaylamamışlardır.[19]
Kaslı ve Güçlü Sürbiler
Ancak Caesar’ın, Ariovistus ile Usipetes ve Tencteri kabileleri hakkındaki betimlemeleri, Germenlerle ilgili klişe örneklerini tam olarak kapsamamaktadır. Caesar’ın dördüncü kitabındaki Suebiler ve altıncı kitabındaki Germenlerin tümü hakkındaki betimlemeleri, özellikle Germenler üzerine sonraki Roma görüşlerini biçimlendirmiştir. Caesar, Ren Nehri ötesindeki Suebilere saldırmaktan vazgeçme kararını haklı çıkarmak amacıyla, kısmen Ubii kabilesinin elçisi üzerinden Suebiler hakkında etnoğrafik bir betimleme sunmuştur.[20] Dediğine göre Suebiler “tüm Germenler arasında en güçlü savaşçı halk” idi.[21] Onların tüm sosyal ve ekonomik yapıları, seferlerde savaşan askerlerini desteklemek için tasarlanmıştı.[22] Diğer kuzey barbarları gibi Suebi’nin de özel mülkiyete veya yerleşmiş tarım anlayışına sahip olmadığı, bunun yerine süt ürünleri, sığır yetiştiriciliği ve avcılıkla yaşadığı belirtilmiştir.[23]
Caesar, Suebilerin yediklerinin-içtiklerinin, günlük sert egzersizlerinin, “yaşam biçimlerinin özgürlüğünün” ve erkeklerin “görev veya disiplin” ile büyümemeleri gerçeğinin, onların gücünü artırdığını ve vücutlarını muazzam kaslı bir hale getirdiğini belirterek, vücuttaki çevresel etkiyi vurgulayan diğer yazarlara alternatif bir bakış açısı sunmuştur.[24] Caesar’a göre bu “barbarlar”, çok soğuk olan nehirlerde yıkanır, küçük giysiler giyer ve yük hayvanlarını ithal etmek yerine küçük evcil hayvanları yetiştirirlerdi.[25]
Dahası Caesar, onların kültürlerinin savaş ve güç ile ilgili yönlerini vurgulamıştır. Ona göre Suebiler, ithalat yapmak yerine sadece savaş ganimeti satmak için ticaret yapmışlardır.[26] Süvari savaşlarında sık sık atlarından aşağı atlamış ve yaya olarak savaşmış; eyer kullananlardan ise nefret etmişlerdir.[27] Galyalıların aksine, şarap ithal etmemişlerdir. İnançlarına göre şarap, erkekleri “büyük zorluklara karşı yumuşak, zayıf ve kadın gibi yapardı.”.[28] Sınırlarını çevreleyen boş arazilerin boyutunun ise güçlerini gösterdiğine inanmışlardır.[29]
Germen ve Galyalıların Farkları
Caesar’ın altıncı kitabındaki Germenlerin, Galyalılarla tam zıt bir biçimde gösterilişi, Germenler hakkındaki en iyi etnik Romalı görüşünü sunmaktadır.[30] Hiziplere ve sınıflara ayrılmış olan Galyalıların aksine, Germenlerin savaş için birleştikleri görülmekteydi. Galyalılarda görüldüğü gibi ne druidler, ne kurbanlar, ne de ateş, Güneş, Ay ve ötesindekilerle ilgili tanrılarla işi olmayan Germenler, hayatlarını ağır işlere, avlanmaya ve savaş aktivitelerine adamışlardı.[31]
Sınırlarının dışına baskına gitmek, iyi bir egzersiz şekli ve tembellikten kaçınmanın bir yolu olarak görülmekteydi.[32] Cinsel gelenekleri bile savaşta en iyi olma isteği ile şekillenmiştir; iffetin boy uzunluğunu, gücü ve kasları arttırdığına inanılmaktaydı.[33] Caesar, bu açıklamalardan sonra tekrar onların yaşam tarzlarını vurgulamıştır. Germenler kıyafetleri için hayvan derileri hazırlamış, nehirlerde banyo yapmış, yerleşik tarım yapmamış, süt, peynir ve et yemiş, özel mülke inanmamış ve yerleşim yerlerini sıklıkla değiştirerek birlik, servet eşitliği ve askeri cesareti korumayı amaçlayan tutarlı bir geleneği sürdürmüşlerdir.[34]
Germenlerde eve alınan konuklar kutsal sayılmış, onlara barınak ve yemek sağlanmıştır.[35] Bölgeleri çevresindeki ıssız alanlar, güçlerinin göstergesi sayılırken, aynı zamanda topluluk için bir güvenlik hissi yaratmıştır.[36] Tüm bu anlatımlarına rağmen Caesar, genel olarak halkların tek bir memleket içinde kalmayacağını düşünmekteydi. Kültürel değişimleri anlayarak, bir noktada Galyalıların, cesarette Germenleri geçeceğini ve Ren Nehri’nin ötesindeki bölgeleri istila edeceğini iddia etmiştir.[37] Caesar, Cumhuriyetin son dönemlerindeki genel ve edebi çöküşü savunan diğer önde gelenler gibi bu iddiasını, Galyalıların lüksleri ithal etme arzusuna ve Roma sınırlarına yakınlıklarına dayandırmıştır.[38]
Antik Yazarlara Göre Germenler
M.Ö. 1. yüzyılın sonlarına doğru başlayan iç savaşlar nedeniyle, Romalıların Germenlerle olan etkileşimleri bir süre azalmış olabilir. Ancak Augustus’un rakipleri karşısındaki zaferinden sonra Germenler, Roma düşünüşünde yeniden yerlerini alarak, sonraki klişeleri ve önyargıları şekillendirmeye başlamışlardır.[39] Tacitus’un M.S. 98’de Germenleri etnografik olarak incelemesinden önce diğer yazarlar, çoğu günümüze bütün olarak gelemeyen ve Germenlerle alakalı büyük eserler yazmışlardır. Titus Livius, Caesar’ın Galya savaşlarının anlatıldığı (ele geçmeyen) anlatımını, Germenlerin yaşadığı coğrafya ve geleneklerinin betimlemesiyle başlatmıştır.[40]
Velleius Paterculus’un kitabındaki, Tiberius’un M.S. 5’de Langobardi halkına karşı yenilgisini belirttiği kısa betimlemesinde, bu halkı “normal Germen vahşiliğinden daha da fazla vahşi bir kabile” olarak tanımlamaktadır.[41] Bu yazar da, barbarların kendi yaşam biçimlerini eğitim yoluyla iyileştirebileceklerini belirterek, Germen Marcomanni kabilesinin kralı Marobodus’u örnek göstermiştir: “köken olarak soylu, vücut olarak güçlü, ruhu ateşli, zihin olarak değil, sadece doğum yoluyla barbar.”[42]
Cherusci kabilesinin asi lideri ve Roma ordusunda eski bir auxiliari askeri olarak, Caesar’ın Ariovistus’una benzer şekilde, her zamanki barbarların çok ötesinde bir zekaya sahip olduğundan bahsettiğini belirtmiştir.[43] Caesar’ın, Suebileri zorlu düşmanlar olarak gördüğü gibi, Velleius da Marcomanni askerlerinin sürekli eğitim yoluyla neredeyse Roma standardında bir askeri disipline ulaştıklarından bahsetmektedir.[44]
Teutoburg Yenilgisinin Sebepleri
Varus’un legionlarının, M.S. 9’da Germenia’daki Teutoburg’da büyük yenilgisine yol açan olaylarla ilgili açıklamasında Velleius, Germenler hakkındaki en kötü etnik portresini ortaya koymuştur. Ona göre Germenler, Varus’un önüne sahte davalar getirmiş ve onun, kendi gelenklerinde olan savaşmayla değil de, kanun yoluyla bu davaları çözdüğünü dile getirerek, Varus’u kandırmışlardır. Bu sebeple Varus, tedbiri elden bırakarak, Germenlere karşı yumuşamaya başlamıştır.
Bununla birlikte Velleius, bunu bir saçmalık olarak görmüş ve şöyle demiştir: “Şimdi Germenler onları gerçekten görmeyen birisi tarafından tamamıyla inanılabilecek, kurnaz, kesinlikle vahşi ve yalan söylemek için doğmuş bir ırktır.”[45] Velleius’un bir asker olduğu ve seferlerde fazla vakit geçirdiği göz önünde bulundurulsa da, Germenler hakkındaki bu ifadelerinin biraz abartı olduğu anlaşılabilmektedir. Germenlerin, Roma hukuk kurallarını açıkça benimsemelerine rağmen, onların sonuç olarak güvenilmez olduğu ve Roma yönetim uygulamalarını manipüle ettikleri düşünülmüştür.
Varus’un yenilgisinden sonra yazarlar, Germenlerin hilekârlık ve vahşetini vurgulamaya başlamışlar ve birçok açıdan Caesar’ın onlar hakkındaki disiplinli, ancak basit savaşçı imajı betimlemelerini eleştirmişlerdir. Aufidius Bassus ve Yaşlı Plinus gibi, Germenler ve Germen Savaşları üzerine kitaplar yazan yazarların kayıp tarihi eserleri, Germenlerle ilgili yargılara ve klişelere katkı sağlamış olabilir.[46]
Tacitus’un Germenler Hakkında Yazdıkları Yine de bu yargılar ve klişeler, diğer literatürlerde de sıradan bir şeydi. Bu da geniş bir Romalı kitlenin Germenler hakkındaki görüşleri paylaştığını ve yazarların hedeflerine bağlı olarak, onların farklı özelliklerini vurguladığını yada kötülediğini düşündürmektedir. Genel olarak, şairler,[47] coğrafyacılar,[48] filozoflar[49] ve Erken İmparatorluk Dönemi tarihçileri,[50] Germenleri sert, vahşi, iri yarı, kaslı ve savaşçı barbarlar olarak tanımlamıştır.
Genelde etnografik bir monografi sayılan Germania’nın (M.S. 98) yazarı Tacitus, eserinde başlangıç olarak Caesar’ın betimlemerini kullanmıştır. Ancak Caesar, Germenlerin savaşa olan disiplinli bağlılıklarını vurgularken Tacitus, onların dürtüsel, duygusal davranışlarını vurgulamıştır.[51]
Birçok bakımdan Tacitus’un bahsettiği Germenler, dönem Romalıları için idealize edilmiş, geçmişteki Romalı ataların ilkel bir versiyonuydu. Ona göre Germenlerin ayrıca olumsuz, dürtüsel davranışları da vardı. Tacitus, “Germani”’yi tutarlı bir şekilde cesur, savaşçı ve özgürlüğe bağlı olarak betimlerken; aynı zamanda vahşi olduklarını, disiplin ve akıl yerine, dürtüsel güçlü duygularla yönetildiklerini belirtmektedir.[52] Örneğin, Caesar’ın, Germenlerin zor çalışmaları değerli gören tasvirinin aksine Tacitus, Germenlerin “büyük vücutlarının sadece saldırı için güçlü” olduğunu iddia etmiştir. Zor işler ve zahmetler için aynı dayanıklılığa sahip olmadıklarını, susuzluğa ve sıcağa dayanamadıklarını, sadece fakir toprak ve iklimin onları açlığa ve soğuğa karşı dayanıklı kıldığını belirtmektedir.[53] Ayrıca, Germenlerin savaşla uğraşmadıkları vakitlerde avcılık ile zaman geçirdiklerini söyleyen Caesar’ın tersine Tacitus, onların savaş yapmadıkları vakit bir anda büyük değişime uğrayarak tembel, hiçbir iş yapmayan insanlara dönüştüklerini belirtir:
“…Savaşa girmedikleri zaman, avlanmak için sadece biraz zaman harcıyorlar. Ancak çok daha fazla zamanı rahatlayarak geçiriyorlar. Kendilerini uyku ve yemek yemeye adamışlar. Ocaklar, evler ve tarlaların bakımı kadınlara, ihtiyar erkeklere ve ailenin en zayıf üyelerine bırakıldığından, en cesur ve savaşçı olan erkekler hiçbir şey yapmazlar. Bu adamlar, barıştan nefret eder, ancak tembelliğe bayılırlarken, kendi doğalarında olan tutarsızlığı da ortaya koyarlar…”[54]
Sonuç
Tacitus, büyük ihtimalle kasıtlı olarak savaşçı Germen davranışındaki hızlı değişimi “hebeo” (körelmiş veya miskin-tembel) terimi ile göstererek, Roma düşünüşündeki Batavialı ve diğer Germenler için kullanılan “savaş için bir kenarda tutulan” imgesine örtülü bir gönderme yapmıştır.[55] Ona göre, savaşa girmediklerinde Germenler, kör silahlarmış gibi davranmışlar, herhangi bir işe yaramamışlardır. Romalılar, yukarıdaki bölümlerde ortaya konulduğu gibi, askerlerin ağır işlerde çalışmaya dayanması ve disiplin içinde görev yapması gerektiğine inanmaktaydı.[56] Tacitus’un tasvirinden, bazı auxiliari subaylarının, kendi Germen askerlerinin tembel ve asabi olduğunu düşündükleri çıkarılabilir.[57]
Romalı antik yazarların Germenler hakkında yazdıklarından, bu kavmin en vahşi, en güçlü ve en savaşçı insanlardan oluştuğu, Romalıların değimiyle en “barbar” halklardan biri olduğudur. Yazarlar elbette kendi siyasi, ahlaki veya ekonomik çıkarları için bu anlatıları abartmışlardır. Ancak diğer yazarlara göre karşılaştırmalı analizlerle daha doğru bilgiler verdiği anlaşılan Tacitus’un da bu yönde açıklamalar yapması, bu anlatıların büyük bir kısmının doğru olduğunu ortaya koymaktadır.
Kaynaklar
- (1870). Caesar’s Commentaries on the Gallic and Civil Wars (Trans. H. O. Quinsell), New York: Harper&Brothers Ltd.
- On Airs, Waters and Places (trans. F. Adams). Qesm Bab Sharqi: Library of Alexandria.
- (2016). Epodes (trans. P. Bather). Oxford: Oxford University Press.
- Josephus, F. (2012). Antiquities of the Jews. A history of the Jewish people (Trans. W. Whiston). Utah: Deseret Book Company.
- Krebs, C. B. (2011). “Borealism: Caesar, Seneca, Tacitus, and the Roman Discourse about the Germanic North”. In E.S. Gruen (Ed.), Cultural Identity in the Ancient Mediterranean. Los Angeles: Getty Publications, pp. 202-221.
- Livius, T. (1919). Ab Urbe Condita Libri (Trans. A. C. Schlesinger). London: William Heinemann Ltd.
- P. Speidel (1994). Riding for Caesar: The Roman Emperors’ Horse Guards (First Edition). Cambridge: Harvard University Press.
- Mela, P. (1867). De chorographia libri tres (trans. G. Parthey), 2.26-28. Web: http://www.thelatinlibrary.com/pomponius3.html adresinden 10 Ocak 2016’da alınmıştır.
- (1992). Tristia (trans. A. D. Melville). Oxford: Oxford University Press.
- Paterculus, V. (1924). The Roman History (trans. F. W. Shipley). London : Loeb Classical Library.
- Phang, S. (2008). Roman Military Service: Ideologies of Discipline in the Late Republic and Early Principate (First Edition). Cambridge: Cambridge University Press.
- (1921). The Parallel Lives (Trans. J. Hotmann). London: Loeb Classical Library.
- Potter, D. S. (1992), “Empty Areas and Roman Frontier Policy”. AJPh, 113(2), 269-274.
- Rivet, A.L.F. (1988). Gallia Narbonensis (with a chapter on Alpes Maritimae): Southern France in Roman Times. London: Batsford.
- Said, E. W. (1978). Orientalism (First Edition). New York: Vintage Books.
- Sallusti, C. (1919). Bellum İugurthinum. (Trans. J. S. Watson). Leipzig: Axel W. Ahberg.
- (1892). The Geography of Strabo (trans. H. C. Hamilton and W. Falconer). Princeton, NJ: Princeton University.
- (1914). Dialogus Agricola Germania (Trans. T. E. Page, D. Litt and H. D. Rouse). London: William Heinemann.
- (1937). The Annals of Tacitus (Fifth Edition). London: Loeb Classical Edition.
- (2009). Georgics (trans. J. Lembke). London: Yale University Press.
- (1960). The Ten Books on Architecture (trans. M. H. Morgan). New York: Dover Publications.
[1] Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Eskiçağ Bilim Dalı, bigherakles@gmail.com, erenkarakoc88@outlook.com.
[2] Bkz. Rivet, A.L.F. (1988). Gallia Narbonensis (with a chapter on Alpes Maritimae): Southern France in Roman Times. London: Batsford, 21-24. Rives, kitabının 21’inci sayfasında, Posidonius’un bahsettiği Germanoilerin, Tacitus’un kitabında anlattığı Ren Nehri’ni geçmiş olan KuzeyDoğu Galyalılarından Germaniler olduğunu savunmaktadır.
[3] Rivet, kitabında, M.Ö. 2. yüzyıl Cimbrilerinin Kelt mi, yoksa Germen mi olduğunun saptanmasının imkansızlığını savunmaktadır (Rives, 1988: 271-273) .
[4] Caesar. (1870). Caesar’s Commentaries on the Gallic and Civil Wars (Trans. H. O. Quinsell), New York: Harper&Brothers Ltd.,1.33.4, 40.5.
[5] Plutarkhos, Cimbri ve Teutones’un İskitler ya da Kimmerler değil, Germen olduğunu ileri sürmektedir (Plutarkhos, 1921: 11.2-7).
[6] Plutarkhos, a.g.e., (1921), 11.8, 16.2-3 ve 19.1-7.
[7] Tacitus. (1937). The Annals of Tacitus (Fifth Edition). London: Loeb Classical Edition, 37.
[8] Krebs, C. B. (2011). “Borealism: Caesar, Seneca, Tacitus, and the Roman Discourse about the Germanic North”. In E.S. Gruen (Ed.), Cultural Identity in the Ancient Mediterranean. Los Angeles: Getty Publications, pp. 202-221; Said, E. W. (1978). Orientalism (First Edition). New York: Vintage Books, 3,4; Rivet, a.g.e., (1988), 60.
[9] Rivet, kitabında (Rivet, 1988: 16-20), Hippocrates (Hippocrates. On Airs, Waters and Places (trans. F. Adams). Qesm Bab Sharqi: Library of Alexandria,12-24) ve Vitruvius (Vitruvius. (1960). The Ten Books on Architecture (trans. M. H. Morgan). New York: Dover Publications.6.1.3-11) gibi önceki Grek-Roma yazarlarının geleneklerinin takip edildiğini belirtmektedir.
[10] Caesar, a.g.e., (1870), 1.31.5, 33.4; ayrıca bkz.Caesar, a.g.e, (1870), 6.10.2: “vahşi ve cahil adamlar” (barbaros atque imperitos homines).
[11] “ex percontatione nostrorum vocibusque Gallorum ac mercatorum, qui ingenti magnitudine corporum Germanos, incredibili virtute atque exercitatione in armis esse praedicabant – saepenumero sese cum his congressos ne vultum quidem atque aciem oculorum dicebant ferre potuisse -, tantus subito timor omnem exercitum occupavit, ut non mediocriter omnium mentes animosque perturbaret,” (Caesar, a.g.e., (1870), 1.39.1).
[12] Caesar, a.g.e., (1870), 1.48.
[13] [13] “quid invicti Germani, exercitatissimi in armis, qui inter annos XIIII tectum non subissent, virtute possent,” (Caesar, 1870: 1.36.7).
[14] “magis ratione et consilio quam virtute,” (Caesar, 1870: 1.40.8). Ayrıca bkz. Caesar, a.g.e., (1870), 1.44.9,’de Ariovistus, bir mektubunda ne barbar, ne de cahil biri olmadığını (non se tam barbarum neque tam imperitum esse rerum) iddia etmektedir.
[15] Caesar. ,a.g.e, (1870), 4.7.3.
[16] Caesar, a.g.e., (1870), 4.11-12.
[17] Caesar, a.g.e., (1870), 4.13.4.
[18] Caesar, a.g.e., (1870), 4.13.6-15.5.
[19] Plutarkhos, a.g.e., (1921), 22.4.
[20] Suebiler iki kere Caesar’ın saldırısına karşı hazırlanmışlardır (Caesar, 1870:. 4.19, 6.10). Ancak Caesar, tahıl eksikliğinden dolayı saldırmayı göze alamamıştır (Caesar, 1870: 6.29).
[21] “Sueborum gens est longe maxima et bellicosissima Germanorum omnium,” (Caesar, 1870: 4.1.3).
[22] Tarımsal döngü ve askeri birliklerin devamlılığı, savaşta kesinti olmayacak şekilde ayarlanmıştı (Caesar, 1870: 4.1.4-6).
[23] Caesar, a.g.e., (1870), 4.1.7-8. Caesar’ın anlatısı, benzerlik açısından, Herodotos’un dördüncü kitabındaki İskit betimlemeleri ile karşılaştırılabilir.
[24] “quae res et cibi genere et cotidiana exercitatione et libertate vitae, quod a pueris nullo officio aut disciplina adsuefacti nihil omnino contra voluntatem faciunt, et vires alit et inmani corporum magnitudine homines efficit,” (Caesar, 1870: 4.1.9). Vücut ve kültürel gelenekler üzerindeki çevresel etki konusu için bkz Vitruvius, a.g.e, (1960), 6.1.3-11.
[25] Caesar, a.g.e., (1870), 4.1.10, 2.2.
[26] Caesar, a.g.e., (1870), 4.2.1.
[27] Caesar, a.g.e., (1870), 4.2.3-5.
[28] “quod ea re ad laborem ferendum remollescere homines atque effeminari arbitrantur,” (Caesar, 1870: 4.2.5).
[29] Caesar, a.g.e, (1870), 4.3.1. Bu uygulama sonraları, sınırlarını belirtmek için Romalılar tarafından benimsenmiştir. Bu konuda bkz. Potter, D. S. (1992), “Empty Areas and Roman Frontier Policy”. AJPh, 113(2), 269-274.
[30] Caesar, a.g.e., (1870), 6.21-24. Caesar’ın Galyalılar üzerine görüşleri için bkz. Caesar, a.g.e., (1870), 6.11-20.
[31] “vita omnis in venationibus atque in studiis rei militaris consistit; a parvis labori ac duritiae student,” (Caesar, a.g.e., (1870), 6.21.3).
[32] Caesar, a.g.e., (1870), 6.23.6.
[33] Caesar, a.g.e., (1870), 6.21.4.
[34] Caesar, a.g.e., (1870), 6.21.5-22.4, 23.7-8.
[35] Caesar, a.g.e., (1870), 6.23.9.
[36] Caesar, a.g.e., (1870), 6.23.1-3.
[37] Caesar, a.g.e., (1870), 6.24.1.
[38] Caesar, a.g.e., (1870), 6.24.5.
[39] Caesar Dönemi’nden Tacitus’a kadar, Roma-Germen etkileşimleri için bkz. Rivet, a.g.e., (1988), 27-35. Germenler hem Octavianus’un, hem de Marcus Antonius’un yakın süvari korumaları olarak görev yapmıştır. Bu konuda bkz. M. P. Speidel (1994). Riding for Caesar: The Roman Emperors’ Horse Guards (First Edition). Cambridge: Harvard University Press, 15-18. Daha sonrasındaki ilk imparatorların döneminde, hem süvari korumaları olarak, hem de auxiliari birliklerinde askerler olarak görev yapmışlardır.
[40] “Prima pars libri situm Germaniae moresque continet”, 298; Livius, T. (1919). Ab Urbe Condita Libri (Trans. A. C. Schlesinger). London: William Heinemann Ltd.104.1; 139. ve 142. kitaplarında yer alan Drusus’un, M.Ö. 12-9’da Germenlere karşı çıktığı sefer betimlemesi de, Germenler hakkındaki betimlemeleri içermiş olabilir.
[41] Paterculus, V. (1924). The Roman History (trans. F. W. Shipley). London : Loeb Classical Library. , 2.106.2: “gens etiam Germana feritate ferocior”.
[42] Paterculus, a.g.e., (1924), 2.108.2: “Maroboduus, genere nobilis, corpore praevalens, animo ferox, natione magis quam ratione barbarus,”. Bu kral, Augustus Dönemi’nde, Roma’da eğitim görmüştür (Strabo, 1892: 7.1.3).
[43] Paterculus, a.g.e., (1924), 2.118.2: “ultra barbarum promptus ingenio”. M.S. 69-70’deki Batavialı isyancılarının lideri olan Civilis’in, Tacitus tarafından betimlenişi için bkz. Tacitus, a.g.e., (2004), 4.13. Ayrıca bkz. Woodman, a.g.e., (1977), 193.
[44] Paterculus, a.g.e., (1924), 2.109.1: “Corpus suum custodientium imperium, perpetuis exercitiis paene ad Romanae disciplinae formam redactum,”. Ayrıca bkz. Livius, a.g.e., (1919), 4.37.7: “disciplinae Romanae plus in Volsco exercitu quam in Romano esset.”
[45] “at illi, quod nisi expertus uix credat, in summa feritate versutissimi natumque mendacio genus,” (Paterculus, 1924: 2.181.1).
[46] Rivet, a.g.e., (1988), 27-38.
[47] Germenlerin “vahşi barbarlar” olarak tanımlandığı eserlerden bazıları için bkz. Vergilius. (2009). Georgics (trans. J. Lembke). London: Yale University Press, 1.474, 509; Horace. (2016). Epodes (trans. P. Bather). Oxford: Oxford University Press, 16.7; Ovidius. (1992). Tristia (trans. A. D. Melville). Oxford: Oxford University Press, 4.2.1.
[48] Strabo. (1892). The Geography of Strabo (trans. H. C. Hamilton and W. Falconer). Princeton, NJ: Princeton University.7.1.2-5’de Germenlerin daha iri, uzun, vahşi ve sarışın olarak Galyalılardan biraz daha farklı olduklarını, fakat vücut tipi, alışkanlıklar, yaşam tarzı ve yapı azlığı olarak benzer olduklarını belirtmiştir. Romalıların, Germenler hakkındaki bilgisinin, Drusus’un seferleri ile arttığını söylemiştir. Romalılarla karşılaşmadan önceki antik Galyalıların yaşamlarının, çağdaş Germenlerinkine benzediğini belirterek, önceki dönemlerdeki askeri yeteneklerini, savaş arzularını, basitliklerini, akılsızlıklarını, barbarlıklarını ve egzotik geleneklerini vurgulamıştır (Strabo, 1892: 4.4.2-5). Pomponius Mela, Caesar’a benzer şekilde Germenleri cesur, doğal olarak vahşi bir biçimde belirterek, vücutlarını, savaş, ağır çalışma ve soğuk iklimle geliştirdiklerini yazmıştır. Ayrıca Germenlerin basit yaşadıklarını, yüzmeyi sevdiklerini ve zevk için savaş yaptıklarını, haydutluğu hoş gördüklerini, eti donmuş veya çiğ olarak elleri ile yediklerini belirtmiştir (İnternet: Mela, P. (1867). De chorographia libri tres (trans. G. Parthey), 2.26-28. Web: http://www.thelatinlibrary.com/pomponius3.html adresinden 10 Ocak 2016’da alınmıştır.). Diğer coğrafyacılar için bkz. Rives, a.g.e., (1999), 38-41.
[49] Sen. Ira 1.11.2-3: “Kim Germenlerden daha cesur olabilir? Kim saldırmaya daha istekli olabilir? Kim silahları daha çok sevebilir ki? Doğdukları ve büyümeye başladıklarında her şeyi ihmal edip tek silahlara odaklanan ve onları seven kim olabilir? İklimin sertliğine karşı sığınaklara çekilmedikleri ve vücutlarını koruyacak bir şey giymedikleri için başka kim her türden zorluğa katlanabilir?” (Germanis quid est animosius? Quid ad incursum acrius? Quid armorum cupidius, quibus innascuntur innutriunturque, quorum unica illis cura est in alia neglegentibus? Quid induratius ad omnem patientiam, ut quibus magna ex parte non tegimenta corporum provisa sint, non suffugia adversus perpetuum caeli rigorem?); bkz. 2.15.1-4’de ise Germenler ve İskitlerin en özgür ve en hiddetli halklar olduğundan bahsedilmektedir.
[50] Josephus, F. (2012). Antiquities of the Jews. A history of the Jewish people (W. Whiston). Utah: Deseret Book Company.19.120 ve 215’de Caligula’nın katledilmesinin intikamını Germen korumasının aldığından bahsederken; Germenlerin diğer barbarlar gibi “içten gelen bir arzuya sahip olduklarını” (θυμῷ δὲ χρῆσθαι πάτριόν ἐστιν αὐτοῖς) düşünmeden hareket ettiklerini, vücut olarak güçlü olduklarını (ῥωμαλέοι τε τοῖς σώμασι) ve Caligula’nın intikamını kamu iyiliği için değil, kendi vahşiliklerini (ὠμότης) tatmin etmek için aldıklarını belirtmektedir. Josephus, a.g.e., (2012), 7.77’de Germenlerin ayaklanma sebebinin kendi sert doğaları olduğunu belirtmektedir.
[51] Krebs, a.g.m., (2011), 207.
[52] Rivet, a.g.e., (1988), 62. Germania eseri, kararsız içerikli bir metin olarak görülmektedir. Tacitus, Germen’i ‘Öteki’ olarak damgalamamış, ancak yozlaşmış Roma’ya tezat oluşturan esinlenilmiş bir ilkel olarak da desteklememiştir. Bu tarihçinin nüanslı, akıllıca yazılmış metninde başka amaçlar vardı. Hem Germenlerin, hem de Romalıların zayıf noktalarını göstererek birbirlerine olan benzerliklerini ortaya koymuştur.
[53] “magna corpora et tantum ad impetum valida. laboris atque operum non eadem patientia, minimeque sitim aestumque tolerare, frigora atque inediam caelo solove assueverunt,” (Tacitus, 1999: 4.1. Ayrıca bkz. Caesar, a.g.e, (1870), 6.21.3.
[54] “Quotiens bella non ineunt, non multum venatibus, plus per otium transigunt, dediti somno ciboque, fortissimus quisque ac bellicosissimus nihil agens, delegata domus et penatium et agrorum cura feminis senibusque et infirmissimo cuique ex familia: ipsi hebent, mira diversitate naturae, cum iidem homines sic ament inertiam et oderint quietem,” (Tacitus, 1999: 15.1). “Hayvan gibi” uyumak ve yemeye olan düşkünlüklerine dair bkz. Caesar, a.g.e., (1870), 4.1.8, 6.21.3; 405. Sallusti, C. (1919). Bellum İugurthinum (Trans. J. S. Watson). Leipzig: Axel W. Ahberg. 2.8.
[55] Tacitus, a.g.e., (1999), 29.1.
[56] Phang, S. (2008). Roman Military Service: Ideologies of Discipline in the Late Republic and Early Principate (First Edition). Cambridge: Cambridge University Press. 201-247.
[57] Germenlerin duygularıyla hareket ettikleri yönündeki görüşler için bkz. Sen. Ira 1.11.2-3, çoğu bilgiyi Tacitus’un Germania’sından toparladığı için bkz. Krebs, a.g.m., (2011), 202-221.
