Amerikan Bağımsızlık Savaşı ve George Washington için günümüzde halk, onun ismi anıldığında veya bir isim ile karşılaştırıldığında “George Washington hiçbir zaman kaybetmez” ifadesini kullanıyordu. Amerikan kolonilerinin bağımsızlık savaşını yöneten komutan. Sömürgeci bir güce karşı verilen ilk mücadele olarak tabir edilen bağımsızlık savaşını tam bir ustalıkla ve soğukkanlılıkla yönetmeyi başardı. Başkanlığı döneminde ise güçlü, disiplinli bir adam olarak karşımıza çıktı ve çevresindeki kişilerin desteğiyle Amerika Devleti’nin temellerini attı. Bir yandan çok güçlü bir düşmana karşı sahada bir ordu bulundurmayı sürdürmüş ve başarmış, bir yandan da bölünmüş bir kongreyi ve ülke halkını bir arada tutmayı sağlamıştır.
Amerikan Bağımsızlık Savaşı Temellerin atılışı
Büyük Britanya’nın Amerika kıtasında 13 kolonisi bulunuyordu. Fakat “Yedi yıl Britanya açısından mağlubiyet ile bitmesi, Britanya’nın kıta kuzeyinde bulunan 13 kolonisine ağır vergiler koymasına neden oldu. Vergilere üzerine vergi yapılmaya başlandı ardı arkası gelmiyordu ve bu durumdan koloni halkı aşırı rahatsızdı çay dahil çoğu temel ürüne yeni vergiler koyuldu ve en sonunda 1768 yılında İngiltere’den yola çıkan ve kıtanın kuzeyine çay taşıyan gemi Boston Limanı’na yanaştı ve halk gelen çayları denize döktüler, böylece her şeyin temelleri ilk olarak bu noktada atılmış oldu. Ardından Büyük Britanya ve Koloniler arasında ufak ufak çatışmalar yaşanmaya başladı dışarıdan bakıldığında bir isyan gibi duruyordu ve zaman içerisinde bu çatışmalar büyümeye başladı, ilk olarak Britanyalıların elinde tuttuğu Boston 1775 yılında Koloniler tarafından kuşatıldı daha sonra kuşatmadaki ordunun başına Washington geçti ve yaklaşık olarak 1 yıl boyunca kuşatma altında kaldı ardından ordu New York’a çekildi. Aynı zamanda Koloni kuvvetleri Kanada’da bulunan Montreal’i himayesi altına aldı. İngiliz kuvvetleri tüm bu yaşananların üzerine barış teklifi götürdü lakin reddedildi.
Koloni Savaşı – 1

4 Temmuz 1776 tarihinde 13 Koloni bağımsızlığını ilan etti ve bu kolonilerin “birleşmiş devlet” adı altında Britanya İmparatorluğundan bağımsız, özgür ve hiçbir siyasi ilişkinin olmadığını vurgulayan bildiri yürürlüğe girdi, sonrasında Britanya tarafından New York’a çok büyük bir askeri harekat başladı karadan ve denizden bunun sonucunda George Washington New York bölgesini elinde tutamadı ve Long Island muharebesinde mağlubiyet aldı.
George Washington yılmadan yaklaşık 5-6 ay sonra saldırıya geçti ve yaklaşık olarak 1000’e yakın Britanya askerini esir aldı ve Britanya birliklerini bozguna uğrattı, New Jersey’i ele geçirdi Britanya kuvvetlerini New York’un merkezinden alıp çevresine doğru kovaladı.
1777 Yılında Britanya bunun üzerine kalmayıp aynı zamanda 2 saldırı başlattı kıtada bulunan 2 büyük ordularından birini George Washington kendi komutasında bulunan Kıta Ordusu’yla karşıladı ve çıkan Brandywine Muharebesi’nde Washington yenilgiye uğradı. Britanya’nın diğer ordusu ise yeterli desteği bulamayınca teslim olmak zorunda kaldı ve böylece iki büyük ordudan birisi mağlup oldu.
Uluslararası Savaş – 2
Büyük Britanya’nın ordularından birinin kırılması, Fransa, Hollanda ve İspanya’nın
Amerika ordularına destek vermesine sebebiyet verdi özellikle Fransa bu yeni ulus Amerikalılara her açıdan destek sağlıyordu. George Washington ise bu esnalarda kış aylarında yaklaşmasıyla ordusunu Britanya alanlarından uzaklaştırıp Walley Forge tarafına çekti ve burada kamp kurdu. Kış boyunca 10.000 bin kişilik ordusundan yaklaşık olarak 2.000 ila 2.500 arasında askeri hastalıktan ve açlıktan dolayı öldü. George Washington’un Brandywine Muharebesi’nde almış olduğu yenilgi onu Başkomutanlıktan alınması için kongre üyeleri arasında tartışmalar başladı fakat bu tartışmalar bir şekilde Washington’un destekçileri tarafından bastırıldı. Bir yandan Fransızların verdiği destek sayesinde Britanya yavaş yavaş hakimiyetini kaybetmeye başladı, Britanya ordusu’nun 1979’da New York City’de Washington tarafından yolları kesildi ve kıtanın kuzeyinde olacak son büyük çarpışma Monmouth Muharebesi gerçekleşti, sonrasında yapılan birkaç çatışmaların ardından 1781 yılında George Washington Fransız birliklerin desteğiyle Yorktown Muharebesini başlattı ve bu savaşın sonunda Britanya kaybetti ve teslim oldu bu muharebe savaşın bitişinin damgası olmuştu.
25 Kasım 1783’te Britanya , New York’u boşalttı ve ardından George Washington ordusuyla New York’a girdi sonrasında imzalanan Paris Antlaşmasıyla resmi olarak Britanya, Amerika Birleşik Devletlerinin bağımsızlığını resmen tanıdı. George Washington komutanlığı bırakarak Amerika Devleti’ne güçlü bir yönetim kurma çağrısında bulundu.
George Washington, Başkanlık Dönemi -3

Washington her ne kadar tarafsız olmasına rağmen oyların çoğunluğunu alarak başkan seçildi ve 2 dönem toplam 8 yıl olmak üzere başkanlık yaptı ve 3.dönemki başkanlıktan vazgeçerek bir gelenek başlattı bu gelenek Franklin D. Roosevelt ‘e kadar devam etti sonra anayasa haline geldi. Washington başkanlık görevini saray soyluları gibi değil tam olarak bir Devlet Adamı sıfatında uygun bir tarzda yakışarak yerine getirdi Sayın Başkan yakıştırmasını kendisine uygun görüyordu. İleri görüşlü ve ciddi bir adamdı diğer üyelerine güvenirdi. 1791 yılında Alkollü içeceklere yapılan zam halk arasında isyana sebep oldu bunun üzerine Washington, 13.000 kişilik birlikle isyan bölgelerini bastırmak için harakete geçti ve yatıştırmayı başardı. 1797’de biten 2.ci dönemin ardından bir daha aday olmadı ve ardından 14 Aralık 1799 yılında vefat etti. Arkasında büyük bir mücadele ve günümüzün en çok duyulan ismi olan ve dünya tarihinde büyük işlere imza atan Amerika Birleşik Devletlerini bıraktı. ( George Washington ülkesi için hizmet edip köşesine çekildiğinde örnek aldığı kişi olarak cincinnatus’u örnek aldığını söyler. şöyle ki Cincinnatus emekli bir generaldir. Bu general emeklilik döneminde çiftliğinde çiftçilik yaparken Roma’nın başı Volsklar ve Aequi’lerle derde girer, Senatodan teklifler üzerine teklifler gelir ve sonunda diktatörlük mevkisini kabul eder. Cincinnatus on altı günde zaferini kazanır ve Diktatörlük mevkisini bırakarak çiftliğine geri döner. )
Thomas Jefferson, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, Son Kısım;
“Amerika birleşik devletlerinin temsilcileri olarak, dürüst niyetlerimizle dünyanın yüce hâkimine başvurarak bu kolonilerin iyi insanları adına onların verdiği yetkiyle birleşik kolonilerin özgür ve bağımsız devletler olduklarını; Britanya krallığına karşı her türlü bağımlılıklarının sona erdiğini; bu kolonilerle büyük Britanya devleti arasındaki her türlü siyasal ilişkinin sona erdirildiğini ve sona erdirilmesi gerektiğini, özgür ve bağımsız devletler olarak savaş açmak, barış ilan etmek, ittifaklar kurmak, ticaret, düzenlemek ve diğer tüm bağımsız devletlerin gerçekleştirme hakkına sahip oldukları bütün eylemleri gerçekleştirebileceklerini ve sayıların hepsini yapmaya hakları olduğunu resmi bir şekilde ilan eder ve yayımlarız. İlahi takdirin korumasına dayanarak işbu bildirgenin korunması için karşılıklı olarak yaşamımız, servetimiz ve kutsal onurumuz adına ant içeriz.” (4 Temmuz 1776)
Sonsöz;
Bizlere “Her ne olursa olsun umut vardır” sözünün karşılığını fazlasıyla vermiş olan bir süreçtir. Washington ve bu bağımsızlık yolunda yanında yer almış kişiler, bizlere sıfır noktasından Dünya’nın zirvesine kadar uzanan bir ülkenin nasıl bir başlangıç yaptığını ve yok oluşun nasıl avantaja çevrilebileceğini kayıp ve başarısızlık yaşanmasına rağmen düşmemek gerektiğini öğretmiş ardında büyük bir kültürel, demografik ve toplumsal alanlardaki değişiklik hızının ve yaygınlığının hiç kesilmediği bir ülke bırakmıştır. “Evrensel Ülke” adı altında ilk çeşitliliğini göstermiş ve bu çeşitliliği, çokluğu ve durmak bilmeyen hızlı değişimi günümüzde bile halen devam ettirmeyi başarmıştır.
Yazar: Oguzhan Ercan
Düzenleme: Taha Berk Arslan
Yararlanılan Kaynaklar;
1. Dış Bağlantılar;
http://www.usemb-ankara.org.tr/ABDAnaHatlar/Tarih.htm
- Amerikan Bağımsızlık Mücadelesi,David McCullough, çev. Ayşen B. Cancı, İnkılap Kitabevi, 2010
- Amerikan Devrimi Kısa Bir Tarihçe, Robert J. Allison çev. Uygur Kocabaşoğlu 1. baskı – Şubat 2012
- Sağduyu,Thomas Paine, çev. M. Macit Kenanoğlu, Lotus Yayınları, 2016
