Şehirler
Orta Çağ şehirlerini tanımlamanın pek çok yolunu bulabiliriz: yüz ölçümü, politik veya dini işlevleri veya tüzel kişilikleri. En basit tabirle, nüfusun belirli bir ölçüye ulaştığı ve insanların genel olarak tarımla uğraşmadığı yerleşim bölgesi, diyebiliriz. Küçük bir şehre başlangıç için bin nüfuslu bir yer tanımlaması da yapabiliriz. Avrupa’da en kalabalık şehirler, 1204’ten önce Konstantinopolis ve Kara vebadan önce Paris’ti ve nüfusları ise en çok iki yüz bin kadardı, ayrıca Floransa, Venedik, Cenova gibi önemli şehirlerin nüfusu 14.Yüzyılla birlikte yüz binin üzerine ulaştı.
Pek çok araştırmacı şehirlerin sağlıksız çevre koşullarına sahip olduğu ve kendi kendilerine büyüme kapasitelerinin olmadığı, bundan ziyade büyümelerinin göçe dayandığı konusunda aynı görüşte. Avrupa dışından göç değil bahsedilen, bu anlamda Avrupa kapalı sistem olmayı sürdürmüştür. Tabii yine de Asya ve Afrika’daki ekonomik/sosyal akımlardan tamamen muaf değildi.
Orta Çağ yerleşimleri yiyecek ve yakacak ihtiyaçlarını karşılamak için belli bir araziye ihtiyaç duyuyordu. Bazı kent alanlarının etrafında yer alan ve ekilip biçilen araziler kentin ihtiyaçlarını karşılıyordu. Avrupa’nın bazı bölgeleri, Low Contries ve Kuzey İtalya, sahip oldukları iyi araziler sayesinde diğer bölgelere nazaran daha fazla şehri idame ettirecek kapasiteye sahipti. Londra, Paris ve Konstantinopolis gibi bazı büyük şehirler ise, iç bölgedeki arazilerden faydalanıyordu. Avrupa tarımı ve yakıt stokları 1500’e gelindiğinde bile hala toplam nüfusun yüzde onundan daha az bir kısmını oluşturan bir kentli nüfusunu ancak idame ettirebiliyordu.
Siyasal İktisat
Bu konu, yönetimlerin halkın genel ekonomik ve sosyal refahını arttırmak için oluşturdukları politikalarla ilgili.
1000 yılından 1300 yılına olan kadarki dönem şiddete aç başladı ve bu döneme şiddet damga vurdu, bu yüzden ekonomik politiğin de başlıca görevi krallıkların savaş için parayı nasıl bulacağını izah etmekti. Yerel monarşilerin başvurdukları çıkarlarına uygun çok çeşitli çözümler vardı. En köklü görüş kralın kendine ait mülkleri, orman hakları, vergiler ve armağanlarla geçimini sağlaması gerektiği ve vassallarından askerlik hizmetini almaya hakkı olduğuydu.

1300 yılı öncesinde bütün hükümdarlar kaynaklarının çoğunu savaşı finanse etmek için kullanıyordu. Vergiler son çareydi. Her yerde hükümdarlar madeni paraların gümüş muhteviyatını değiştiriyorlardı. Bu da genellikle değerin düşmesine sebep oluyordu. Philip IV savaşını para darbının değerini düşürerek sürdürmüştü. İngiltere’de monarşi Yahudilerin kredili işlerinden gelen bütün kraları alarak onları baskı altında tutuyordu ve 1290’da da sınır dışı edildiler. Derken krallar yurtdışı borçlara yöneldiler: Luccalı ve Floransa’lı bankerlere.
Savaş pek çok ekonomik gelişmenin itici gücü oldu. Kamu maliyesinin orduyu finanse ettiği devlet tipinin her çeşidi, gittikçe daha fazla ve daha farklı kategorilerde paralı askerin kullanıldığı savaşların masrafını ödemek için husule geliyordu. Bir Krallığın tecrübeleri yol gösterici oluyor: Fransa Kralı Louis IX 1244’te haçlı seferine çıktı ve Mısır’da yapılması tasarlanan bir fetih için dört yıllığına adam ve para topladı ki bu 1250’de Mısırda bir felakete dönüştü.
Kral ödediği pahalı kefaretten sonra Latin Suriye’nin topraklarına gitti ve 1253 yılına kadar orada kalmaya devam etti. Bu sefer toplamda kefareti de içine alırsak, 1.5 milyon livreydi. Krallığın ortalama yıllık geliri yaklaşık 250.000 tutarındaydı ve bunun çoğu yurtiçi harcamalara gidiyordu. Savaşı sürdürmek için Louis tam anlamıyla altı yıllık gelire muhtaçtı. Önemli olan nokta şu ki Louis bu parayı buldu.
Louis talep etti ve Kilise bu parayı bağışladı. Kilise açık ara farkla Louis’in krallığının en geniş arazilerine sahipti ve ona ait olan vergileri de alıyordu. Kilise 950.000 livre bağışladı ki bu tutar harcamaların üçte ikisine denk geliyordu. Ayrıca vergiyi yükseltti, harcamaları düşürdü ve ilçeler de 274.000 livre tutarında bağış yaptı. 13. Yüzyıl ortalarında ekonomi hala nakit para değerindeydi, o yüzden bu paralar gümüş stokundan karşılanıyor.
Özetlersek, Orta Çağ siyasal ekonomisini savaş şekillendirmişti.
Yazar: Kürşad Görgen
Düzenleme: Taha Berk Arslan